5 Ekim 2008 Pazar

Haftanın Filmine Kısa Bir Bakış - 4


İlk önce “bu film ağır şiddet unsurları içermektedir” diyerek uyarayım. Gerçekten filmi izlerken çok rahatsız olacak, izledikten sonra da etkisinden epey kurtulamayacaksınız. Çünkü film hayatın ta kendisi. Yönetmeni Innaritu`nun tarzını tam olarak yansıttığı film, birbirleriyle hiçbir ortak noktası olmayan 3 farklı insanın hayatlarının bir kaza ile kesişmesini ve bu kaza ile değişen hayatlarını çok çarpıcı bir biçimde anlatıyor. Filmdeki üç hikaye de inanılmaz etkileyici, üçü de biribiriyle iç içe ve çok zekice kurgulanmış. Atlamalı kurgu denilince akla hemen Tarantino geliyor tabi ki ve birçok kişi yönetmenin Tarantino`dan çok etkilendiğini söylese de ben o kadar büyük benzerlik kuramadım. Zaten Innaritu da bir röportajında şöyle özetliyor durumu: “ Evet, atlamali kurgunun belirli bir benzerlik olusturdugunu kabul ediyorum; ama sonucta Tarantino sucun mizahini yapiyor. Benim yasadigim yerlerde ise hayat hic de komik degildir. " Gelelim köpeklere. Filmde anlatılan bütün duygular bir şekilde köpeklere bağlanıyor. Filmdeki güzelliklerden biri de bu. Sahipleri ile köpeklerinin kaderleri çok iyi örtüşüyor ve sırf edebiyat olsun diye koyulmamış kesinlikle. Ayrıca filmin müziklerine de değinmeden geçemeyeceğim. Gerçekten arşivlerde mutlaka yer etmeli albümü. 2000 yapımı bu Meksika filminin oyuncu kadrosu ise Babel`den ve Rüya Bilmecesi`nden tanıdığımız Gael Garcia Bernal gibi Meksikalı ve İspanyol oyunculardan oluşuyor. Filmin ismi ise İspanyolca bir kelime oyunuymuş. Türkçe`ye çevrildiğinde hem "Aşklar ve Köpekler " hem de " Aşk Kancıktır ” anlamlarına geliyormuş. Son derece kaliteli bir 2,5 saat geçirmek isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.

Hiç yorum yok: