
Kitaplardan da biraz bahsedersek, Silmarillion‘da Dünya’nın oluşumu ve ilk çağdan bahsedilirken, Güç Yüzüklerine Dair bu Dünya’nın ikinci çağını anlatıyor. Bizim izlediğimiz film ise sadece 3. çağın son dönemini kapsıyor. Tolkien Dünyası’nın felsefesi ise temel olarak Tek Tanrı inancına dayalı. Zaten kitap da ”İlk başta Eru vardı, hep olmuş olan ve hep olacak olan” diye başlıyor. Tolkien kitabın devamında, Illuvatar‘ın (Eru’nun düşüncesi) ilk yarattığı meleksi yaratıklar olan Valar`la birlikte adeta bir orkestra gibi Dünya’nın görüntüsünü bir “müzik” olarak oluşturmasından bahsediyor. Daha sonra ise kötülüğün doğuşunu, Elflerin ve İnsanların Dünya’ya gelişlerini, Tolkien Dünyasının İlk Çağ`ını kendi kurduğu gerçekliğin dışına çıkmadan anlatmış bu kitapta. Güç Yüzüklerine Dair de ise bu Dünya nın İkinci çağında gelişen olaylardan ve filmin başında gördüğümüz yüzüklerin ve Sauron’un “Tek Yüzük” ünden bahsetmiş. Bana en ilginç gelen noktalardan biri iki kitapta da hemen her olayın ve varlığın isminden söz ederken "elf lisanında şöyle, insan lisanında böyle denir" diye farklı söylenişlerini de yazmış olması. Tolkien bunu yaparken hem dil zenginliğine atıfta bulunmuş hem de kendine has yeni bir dil oluşturmuş. İki kitabın da sonunda “Elfçe sözlüğü”, kişi ve olayların yer aldığı ayrıntılı bir sözlük, harita, kronoloji ve soy ağacı bulunuyor. Okurken kitabın arkasıyla sürekli haşır neşir olmak zorundasınız, yoksa takip mekanizmanız anında kırılabiliyor. Bu Dünya’dan sıkıldığınız anlarda Tolkien Dünyası sizin için büyük bir alternatif olacak. Fantezi-Kurgu kitaplarının temeli olan her iki eseri de şiddetle tavsiye ederim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder