7 Kasım 2008 Cuma

Özgüven Meselesi

Garcon a la Pipe, Pablo Picasso, 1905

Hepimiz bir sekilde okul siralarindan gectik. Acayip adamlar, cins hocalar, degisik anilar... Ilkokulda masumluk ve safligin, ortaokulda tüylenme karsisindaki saskinligin ve lisede ergenlik dönemi aksilik ve hircinliginin ön plana cikip diger seyleri gölgelede birakmasi sebebiyle bunlari bir kenara birakirsak, ögrenim yilarinin daha ziyade bu yazimda deginmek istedigim kismi olan üniversite yillarina variyoruz.

Üniversitedeki ögrenci profili icin 18 - 24 yas arasi diyebiliriz genel anlamda. Yani psikolojik acidan gelisimini tamamlamis kisiler var burada. Artik tamamiyle yaptigi hareketin bilincinde ve sorumluluguyla yükümlü kisiler. Tabi toplumun bircok katmaninda insanlar var. Bircok farkli insan, farkli cevreler, farkli davranislar var. Bu insan türlerinden biri de bircogumuzun yakinen bildigi sinav cikisi "kesin kaliyorum abi" deyip, sinavlar aciklanmaya basladiginda A harfinden gerisiyle pek isi olmayan adamlarin olusturdugu türdür. Cok kafa yordum bu konu üstünde vaktiyle. Temel anlamda 2 farkli acidan bu davranis izleniyor insanlar tarafindan. Peki niye yapar bunu bu insanlar? Totem mi yapiyorlar kendilerine göre, yoksa gercekten ne yaptiklarini, ne bildiklerini mi bilmiyorlar? Bence hicbiri, belki cok az bir kismi. Burdaki asil meseleyi o meshur sözle aciklamak isterim: "Bu adamlarin cocukluguna inmek lazim." Yazinin girisinde üniversitedeki profilin karakter olusumu sekillenmis kisiler oldugunu özellikle belirtmem de bu yüzdendi, karakterin olusum yillarina dönüyoruz. 2 sekli de ic ice gecmis bicimde ayni örneklerle aciklayacagim.

Sevgili Ali 9 yasinda. Ögretmeni matematikten ödev vermis, annesi her gün ödevlerini Ali`yle birlikte yapiyor. Birakmiyor, kendi basina yapmasini müsaade etmiyor, hata yapmasindan korkuyor. Eger ödevlerini kendi yapiyorsa Ali, bu kez de kontroller sirasinda ariza cikiyor. Elestiriliyor. Siniftaki keza daha basarili Hasan`la karsilastiriliyor. Ali 13 yasinda. Sokakta arkadaslariyla oyun oynuyor. Babasi aksam eve gelince Hüseyin`le bir daha oynamamasini tembihliyor Ali`ye. Hüseyin biraz hayta bir cocuk. Asagi mahalleye falan götürür sonra Ali`yi, kaybolur mazallah Ali. Arkadasini yanlis seciyorsun Ali. Hatalisin; ama üzülme, yine de senin yerine düsünen birileri var iyi ki. Ali 16 yasina geliyor. Artik ipleri teslim etmis zaten birilerine. Kendine bir adet gömlek alacak. Kendi cebinde parasi ve sectigi güzel de bir gömlek var. Haber vermek icin annesini ariyor Ali. Anne ben kendime gömlek aliyorum diyor. Cünkü annesinin evet demesine ihtiyaci var. Ipleri eline almak istemiyor. Eve gelince bu ne bicim gömlek, buna o kadar para mi verdin tepkisiyle karsilasmak var bir de. Iste böyle bir özgüven eksikligi ve hata yapmaktan, yargilanmaktan korku ile yetisiyor Ali.

Evet 21 yasinda. Karakter gelisimini tamamlamis ve bugün Üniversitede Ali. Karakter de ne karakter, gelismis ama. Vizeden cikiyor. Cok kötü gecti, yapamadim diyor arkadaslarina. Evet, benim de cevremde cokca Ali var. Bazisi arkadasim. Kimileri, not ortalamasi 3,5`un üstünde; ama her sinavdan kaliyor. Her sinav cikisi "Cok kötü ya, kaldim" sözlerini, "Yok ya sen yaparsin, sen kalirsan biz ne yapalim?" seklinde cevaplamamizi da icten ice istiyor. Onay almak istiyor toplumdan. Cünkü bir günden bir güne onay almamis cocukken. Ihtiyaci var onaylanmaya. Özgüven eksikligini böylece disardan ona duyulan güvenle gidermeye kalkiyor. Bir digeri de finalden cikiyor, gidip bütünleme icin yeni not aliyor. "Kesin kaldim" mesaji ele güne karsi. Geciyor bir sekilde. Allah var, notlari diger model gibi cok üst düzey degil belki; ama bunda da korku hat safhada. Hep elestirilmis, hep yargilanmis, hatalarin insani bu kez de Ali. Beklentilerin altinda kalmamaya, yadirganmamaya ihtiyaci var.

Konumuzla ilgili olmasa da büyük resme bakarak bitireyim yazimi. Sonunda hayata atildiginda daha büyük sorunlar yasiyor Aliler bu özgüvensizlik ve korkuyla. Basarisiz insanlar kervanina katiliyor. Basarisiz toplumlar kervanina katiliyoruz. Peki suc Ali`de mi, onu bu hale getiren ailesinde mi?
Bence cevabi biliyorsun.

3 yorum:

feri dedi ki...

yazının sonunda sorulan soruyla başlayalım.bence kişiyi bu davranış bozukluğuna iten(evet bunun bir davranış bozukluğu olduğuna inanıyorum)ailesi kadar kişinin kendisi de hatalıdır.çünkü nasıl yetiştirilmiş olursan ol belli bi yaştan sonra yetişkin bi insan gibi düşünmeye başladığında ya da düşünmeye başlamış olman gerektiğinde bu yaptığın anlamsız davranışı sorgulaman gerekir.bi davranışı çocukluk ve ergenliğe geçişte sergilemiş olman onu hayatının geri kalanında sebebini bilmeden,merak etmeden sergilemeni gerektirmez.zira artık sen annenin beslenme çantanı hazırlayarak okula gönderdiği,babanın ödevlerini yapıp yapmadığını kontrol ettiği çocuk değilsindir.ve belli bi saatten sonra(artık kişinin olgunlaşma ya da bi şeyleri sorgulama yaşı kaçsa)''ben küçüklüğümden beri böyleyim,ailem beni böle yetiştirdi ben ne yapayım?''şeklinde kendini savunmaya hakkı yoktur.

bu davranış inceleme yazısında da belirtildiği üzere genelde okul çağında sınav sonraları ayyukaya çıkar.bu kişiler sınavlarının kötü geçtiğini söyleyerek,sınav sonucunun kötü gelme ihtimaline karşı çevresindekileri hazırlarlar.maazallah sonuç kötü gelirse zaten kötü geleceğini baştan belirtmiştir.sonuç kötü dahi olsa baştan bunun böyle olacağı konusunda insanları uyarmış ve ne yaptığının gayet farkında bir öğrenci profili çizmiştir.kötü gelen sınav sonucunun,çevresindeki insanların kafasında kendisiyle ilgili belirebilecek kötü ve olumsuz düşünceleri başlangıçta yaptığı bu hareketle dengelemeyi amaçlar.böylece kimse onun bi salak olduğunu ya da kendisini karanlık bir gelecek bekleyen öğrenci olduğunu düşünmez.zaten çevresi onun hakkında kötü düşünmediği ve ''onu onayladıkları''sürece bi sorun yoktur.yalnız işin bi garip yanı da mevcut spicoli nin de bahsettiği üzere.bu kişiler genelde oluşturdukları bu olumsuz havaya rağmen okulda iyi notlar almayı başarırlar.sınavının kötü geçtiğini sölemesine rağmen sınıftaki en yüksek notlardan birini alarak insanların gözünde adeta bi dahi olur ya da olduğunu zanneder.

açıkçası bu insanlar için üzülemiyorum bile.çünkü birisi için üzülmem,o kişiye karşı böyle bir duygu hissedebilmem için onunla ortak hiç olmazsa bi tane ortak noktam olması gerekir ki bu karşımdaki insan için içimde iyi veya kötü bi duygu meydana gelmesine neden olsun.başka bi deyişle bana tamemen yabancı bi insana karşı bi şey hissetmem mümkün değil.

biraz klişe olucak ama hayatımızı şekillendiren ülke düzeni o kadar sarpa sarmış durumdaki bu beğenmediğimiz ve sorunlu bulduğumuz insanlar yarın bir gün bizim hesap vermek zorunda olduğumuz ya da bi alt kademesinde çalışacağımız insanlar olucaklar bugün de olduğu üzere.ve bunu düşününce bu kez bi şeyler hissediyorum.bastırmakta güçlük çektiğim bir mide bulantısı.
güzel inceleme spicoli ve selam olsun sana geçmişteki feridun

Spicoli dedi ki...

Tesekkür ederim fericim. Senin yorumu da keyifle okudum.

onat dedi ki...

eski feriduna gönderme yapmayı da unutmamış feridun. yazını okumaya sondan başladığım için ilgimi çekti ciğerim teşekkür ederim.