27 Kasım 2008 Perşembe

Yüzeysel

Geçenlerde bir arkadaşla dertleşiyorduk. Böyle ikili ilişkiler, duygusal mevzular falan gündem maddemiz. Bu adam sevdiği kıza aşk-ı ilanı neticesinde "bak sen çok iyi birisin, hatta tanıdığım en iyi insanlardansın ama" ile başlayan ve gerisini hepimizin tahmin edebileceği klişe olmanın dibine vurmuş bir takım kız laflarına maruz kalarak reddedilmişti. Sonra haliyle görüşmeme kararı falan almışlar. Neyse işte biz bu adamla bir yandan içiyoruz bir yandan dertleşiyoruz, birbirinden inanılmaz tespitler havada uçuşuyor, kızları genelliyoruz da genelliyoruz, yer yer başka hikayelerden alıntılar yapıyoruz, arada bir şarkı sözlerinden bile alıntı yapıyoruz o derece bir muhabbet. Neyse bu adam o kızı sildiğinden, hayatından tamamen çıkardığından bahsediyor önceleri. Sonra alkolün de etkisiyle dönüyor gene o kızı anlatmaya başlıyor bana. Alkolün de verdiği cesaretle vurdum kafasına bi tane. "Ne vuruyon len ne vuruyon!" dedi. "Olm önce bana gelmiş kızı sildim, unuttum, hayatımdan çıkardım diyosun, iki saattir iyi kızdı aslında, baya eğleniyoduk biz tırıvırı diyosun" dedim. Baktı derin derin gözlerimin içine, sigarasını ağzına götürdü, sigaradan derince bir nefes çekerken gözlerini kıstı ve hemen akabinde bilinmeyen ufuklara dalaraktan: "hani bilgisayarda bi dosyanın üzerine tıklar delete tuşuna basarsın, dosyayı sildin sanarsın ama o hep geri dönüşüm kutusunda durur, harddiskte hala yer kaplamaya devam eder ya, aynen öyle işte"

Ne yazık ki arkadaşlarım bir Tuna Kiremitçi bir Cezmi Ersöz değiller. Dolayısıyla çektikleri aşk acılarını kelimelere döküş tarzları da bi hayli değişik oluyor. Yağan yağmura, bulutlara, uçup giden kuşlara benzetemiyor sevdiceğini. Bir word belgesine, bir powerpoint sunumuna benzetebiliyor anca. Ben de isterim şöyle oturup inanılmaz tasvirlerle anlatalım aşk acılarımızı, sarsıla sarsıla ağlayalım içkilerimizi yudularken ama olmuyor işte. Yapı meselesi bir yerde. Bu adamın şahane geri dönüşüm kutusu benzetmesinin şokunu atlattıktan sonra bu tür muhabbetlerin bize göre olmadığı kanısına vardık. Angelina Jolie'nin yeniden hamile kalması, onun göğsü bunun götü derken normal haline döndü muhabbet.

Peki dostlarım diyeceksiniz ki "bi saattir ne anlatıyorsun arkadaşım sen?". O zaman size diyeceğim şu olur: "erkeğin küçük yüzeysel dünyası gibisi var mı şu fani dünyada"

3 yorum:

feri dedi ki...

açıkçası dertleşmekte olduğum arkadaşımın yaşadığı sıkıntı ve aşk acısını,tuna kiremitçi den alıntılar şeklinde veya onun üslubunu benimseyerekten anlatmasındansa;olayı dosya-bilgisayar-geri dönüşüm kutusu kombinasyonu eşliğinde anlatmasını tercih ederim.zira halihazırda aşk acısı çekmekte olan arkadaşım tuna kiremitçi sempatizanı olduğunu satır aralarında da olsa belli ederse,sarhoştur,aşk acısı çekmektedir,yürecezi dağlanmıştır demem döverim,olmadı örselerim kanımca.

ksp dedi ki...

Benim öğrendiğim bişi varsa o da şudur ki gerçekten en büyük eğlenceler en sığ en amele muhabbetten çıkıyor.Yani erkek kendini kastı mı ne eğlencesi kalıyor ne doğallığı.O gömlek de ona büyük gelince iyice değeri kayboluyor gözümde."sığ muhhabbet hiç bitmesin diyenler "diye facebook a grup bile açarım o derece taraftarıyım.

sedürt dedi ki...

"Benim öğrendiğim bişi varsa o da şudur ki gerçekten en büyük eğlenceler en sığ en amele muhabbetten çıkıyor.Yani erkek kendini kastı mı ne eğlencesi kalıyor ne doğallığı.O gömlek de ona büyük gelince iyice değeri kayboluyor gözümde"

olayın özü budur kesinlikle, tebrik ediyorum. facebookda bi grup olucaksa ben bile destek olurum bu oluşuma. fan clup açılsın fanı bile olurum utanmadan. varsın sedat became a fan of.. yazsın eşin dostun "home" sayfasında