21 Eylül 2008 Pazar

Haftanın Filmine Kısa Bir Bakış-2


Son yıllarda orijinal senaryo konusunda resmen kısır döngüye giren ve çoğu filmi biraz değiştirip ,ya da iki filmin senaryosunu harmanlayıp “yeni film” diye izleyicinin önüne koyan sinema dünyasına gerçekten de bir ışık gibi doğdu Oldboy.2003 yapımı G.Kore filmi çok çok farklı ve bir o kadar da sert hatta aşırı derecede rahatsız edici bir senaryoya sahip.Popüler internet sitesi İmdb ‘de aldığı oyların dağılımında da bu vurucu senaryonun etkisi gözlenebiliyor.Zira -18 ve +45 bayan gruplarından aldığı 4.8 ve 4.9 gibi çok düşük oy oranlarının sebebi filmin kötü olması değil, o dönemki hormonları sayesinde çok duygusal bir halet-i ruhiye içinde olan bu iki grubun bu filmi kaldıramamasıdır bence.Film , aynı zamanda hem hikaye olarak hem de karakterlerin ruh halini yansıtabilmesi bakımından son derece başarılı bir gerçekliğe sahip.Bu başarıda Chan-wook Park ‘ın usta işi yönetmenliği de çok etkili tabi ki.Film 2004’te Altın Palmiye ‘yi Fahreneit 9/11 e kaptırmış olsa da (ki bence hakkını yediler) , içinde Tarantino ve Nuri Bilge Ceylan gibi isimlerin de bulunduğu jüriden Grand Prize‘ ı (Jüri Büyük Ödülü) almasını bilmiştir.Ayrıca filmdeki oyunculuklara da değinirsek Koreli oyuncular kendilerine nazaran katbekat fazla kazanan Amerikalı meslektaşlarına resmen taş çıkartıyorlar diyebiliriz. Üst düzey görüntü ve oyunculuklarla süslü gerçekten de özgün bir film izlemek istiyorsanız, Oldboy’u hemen bulun ve karşısına oturun.Film bittikten sonra epeyce bir süre yerinizden kalkamayacak ve kendinizi karakterlerin yerine koyup hayatınızı bir kez daha sorgulayacaksınız.Şimdiden iyi seyirler…

1 yorum:

feri dedi ki...

hayatımda izlediğim en etkileyici 5 filmden biri desem sanırım olayı biraz olsun özetlemiş olurum.ancak senaryoya ayrı bi parantez şart.ksp ın da bahsettiği gibi film herkesin kaldırabileceği türden değil.dae-su oh yu canladıran Min-sik Choi oyunculuk nasıl bi şeydir ve nasıl yapılırın sinema tarihindeki en güzel cevaplarından birini veriyo.filmdeki bi çok sahne unutulmazlar arasında belleğimde yer etmiş durumda.bi tane örnek vermek gerekirse,mi-do nun oh dae-su ile konuşurken yalnız insanların karınca halisünasyonu gördüğünü bi yerden duyduğunu ve böyle bi şeyin kendisinin başına hiç gelmediğini belirtmesinin akabinde beliren görüntüde mi-do metroda gitmektedir.siyah göz yaşları dökerken,dönerek metronun diğer ucunda yer alan dev bir karınca siluetine bakar ve tekrar önüne dönerek eliyle gözyaşlarını siler.tüm bunları izlerken arka fonda da 'the last waltz'çalması zaten yeterince etkileyici olan bu sahnenin bizi dağıtmasına neden olur.pek çok ödülü başka filmlere kaptırmış olabilir hatta pek çok kişiye senaryosu fazla sert gelebilir ancak hayatımızda; izledikten sonra çakılıp kalacağınız,ne yapacağınızı bilemeyeceğiniz,'az önce ne oldu öle ya?!'demek zorunda hissedeceğiniz kaç film izleme şansı elimize geçer ki?.eminim sayısı çok fazla değildir.ancak kendi adıma filmin bende bu etkiyi yarattığını rahatlıkla söyleyebilirim.daha söyleyecek çok şeyim var bu filmle ilgili ama fazla uzatmayayım.filmden bi alıntı ile yazıyı noktalamak iyi bir bitiş olur kanımca:
'laugh,and the world laughs with you.
weep and you weep alone.'