14 Aralık 2008 Pazar

Haftanın Filmine Kısa Bir Bakış - 14

Her hafta incelemek isteyip her seferinde çeşitli aksilikler sebebiyle inceleyemediğim, lakin artık canıma tak ettiğinden mütevellit az önce yazının son cümlesini yazarken giden elektriklerin bile beni yıldırmaya gücünün yetmediği bir film ile karşınızdayım. Bu haftaki filmimiz: “The Big Lebowski”.

1998 yapımı bir Coen Kardeşler filmi Big Lebowski. Jeff Bridges, John Goodman, Steve Buscemi, John Turturro gibi isimler başrolde. Coen Kardeşlerin benim için zirve yaptığı bir filmdir bu. Birbirinden güzel göndermeler, inanılmaz oyunculuklar ve müthiş diyaloglarla dolu bir senaryo. İnsanın içinde sürekli filmi tekrar izleme hissi hasıl oluyor. Ben saydım 5 kere izlemişim, her izleyişimde daha fazla keyif aldım. Gene olsun gene izlerim.

Jeff Bridges ve John Goodman gerçekten inanılmaz oynamış. Muhteşem bir eküri olmuşlar film boyunca. Hatta abartıp John Goodman'in performansını izlediğim en iyi bir kaç performanstan biri olarak nitelendirebilirim sanırım. Lakin özellikle dikkat çekmek istediğim birisi daha var ki o da “John Turturro”. Öylesine absürt bir rolde öylesine bir oyunculuk sergilemiş ki insan belli bir süre sonra “Turturro”nun gözüktüğü sahnenin ilk anından itibaren gülmeye başlıyor.

Filmdeki esas karakterimiz “dude” halk arasında “keyif pezevengi” diye tabir ettiğimiz türden bir insan. Hayattan hiçbir beklentisi olmayan, işsizlik sigortasıyla geçinen, “white russian*” içen, ot çeken, parmak arası terlik, hawai gömlek ve pijamayla gezen her şeye boşvermiş birisi. "dude" karakterimizin isim karışıklığı sebebiyle başına gelenler konu alınıyor filmde. Lakin bu "dude" öylesine rahat ve tembel bir adam ki ondaki o tembellik izleyici de inanılmaz bir “koyver gitsin” haleti ruhiyesi meydana getirmiyor değil.

Bu Coen Kardeşlerin filmlerindeki mizah herkese hitap etmiyor sanırım. Çünkü bu adamların hemen her filmlerinin beğenip hayran olanı kadar sevmeyeni, içi boş bulanı da var. Özellikle bu “Big Lebowski” benim gözlemlediğim kadarıyla bu açıdan zirve yapmış. Çevremdeki insanlar Big Lebowski konusunda ikiye bölünmüş durumdalar. Film zevkimin en çok uyduğu arkadaşlarımla bile ortak bir payda yok bu konuda. Bu filmi beğenenlerin çoğu filme “hayatımın filmi” yakıştırması yaparken beğenmeyenler ise herhangi bir niteleme sıfatı kullanmıyorlar (cümleye iyi girdim de gerisi gelmedi). Bir de kızları pek etkileyecek türden bir film de değil gibi. Çünkü bu “dude” pek çok erkeğin olmayı isteyeceği kişi. Bir grup erkeğin hikayesi, erkeğin bakış açısıyla anlatılıyor. Filmi izleyen bayan arkadaşlarımdan öyle filmi çok beğenen çıkmadı, bu da enteresan bir istatistik. Bir yerde kızlar için “amelie” ne ise erkekler için “big lebowski” odur diye bir yorum okumuştum. Baya doğru bir yorum sanki. Yine de bu filmi beğenen kızlar var ise de helal olsundur, aferimdir. Ayrıca ben “amelie”yi de beğenmiştim hatta. Iyidir o da.

Son olarak bir uyarı yapayım. Bu filmden en iyi verimi alabilmek için ingilizce'ye çok hakim olmanın lazım geldiği kanısındayım. Çünkü çeviri özellikle bu filmin kalitesini çok düşürebiliyor. Bu sebeple internette çok iyi araştırma yapılır düzgün bir altyazı bulunursa daha iyi olur. İngilizce altyazılı izleyebilecekler için o da oldukça iyi bir alternatif olabilir. Sürekli olarak kullanılan “fuck” kelimesi pek doğru bir şekilde çevrilemediği için baya tadını kaçırıyor filmin. Hele ki bir dublajlı versiyonu var ki onu izleyip de filmi beğenmeyen varsa saygı duyarım, hak veririm.

Baya uzun bir yazı olmuş. Bu filme de böyle uzun bir inceleme yazısı yakışır doğrusu. Hayatımın filmleri listesine hiç düşünmeden koyarım. Izleyin izlettirin.

*white russian: kahlua, süt, vodka ve buz ile yapılan çok leziz bi kokteyl. Filmde sonra denedim gerçekten iyi tavsiye olunur o da filmle beraber.

5 yorum:

Sheed dedi ki...

black'i denedikten sonra white'ın yüzüne bakmayacaksın.. ama hazırlanışı daha kolay olan black russian, biçok barda üvey evlat muamelesi görüyor, isteyen vatandaş da "o yok vaytından verelim" gibi pişkin cevaplarla geçiştiriliyor.. hatta aynı vatandaşın küçük beyoğlu'ndaki "tamam uzatma ellilik efes getir o zaman" sorusuna "ben size kokteyl önereyim" gibi sempatik salaklıklarla karşılık da verilebiliyor..

demek istediğim küçük beyoğlu'nun ne kadar tırt bi mekan olduğunun yanısıra, türkiye'de black russian üzerine oyunlar oynandığıdır.. fenerasyon istifa..

dude'a da black russian daha çok yakışır zaten.. yok "the big lebowski" topuna başka bi zaman gireyim ben, çok uzun olacak..

bu yorumun amacı "black russian" diyince insanların "jr holden?" dememesi için sebepler yaratabilmektir ;)

hazır ismo bu cumartesi istanbul'dayken spicoli'ye karadeniz'de beyti veya isteğe göre alinazik, sedürt'e de herhangi bi yerde black russian yedirmeye-içirmeye (sırasıylan) hazırım.. tabi kim nerde ikamet eder bilmediğimden, öyle ortaya atıyorum işte..

saygılar..

sedürt dedi ki...

epey uzaklardayım maalesef taa afyonkarahisar denilen güzide(!) ilimizde okuyorum. lakin olur da yolum düşerse istanbula hatırlatırım black russian teklifini:)

Spicoli dedi ki...

Bu hafta sonu beytimizi yeriz o zaman. Kral olur.

feri dedi ki...

her ne kadar izlediğim diğer 3 filmi(burn after reading-no country for old man-fargo)beni hayal kırıklığına uğratsa da coen lerin bu filmini çok güzel buldum.'dude' ile sürekli gaza gelerek konudan sapan,vakit buldukça da donny karakterine küfürler savurarak onu susturan walter ın arasında geçen konuşmalar filmin başından sonuna baya eğlenceliydi.özellikle walter ın her dialog sonrasında kendinden son derece emin bir şekilde yaptığı nokta atışlar vurucu tarafı oldu bu dialogların.tabi film boyunca erkek izleyici üzerinde tehlikeli bir uyuşukluk ve de 'battı balık yan gider' hissiyatı uyandıran namı diyar 'dude' a değinmeden olmaz.

filmde nadir de görünse tara reid 'bunny' karakteri ile sığ erkek bünyesine yani ben ve benim gibilere göz ziyafeti çektirmekten de geri kalmadı sağolsun

Adsız dedi ki...

filmde walter,dude ve donny arabayı çaldığını düşündükleri çocuğun evine gitmeden önce walter der ki"şimdi gideceğiz paramızı alacağız ve bilmem ne burgerden burger alıcağız,plan bu ve bu plana uyacağız:=)
gerisini biliyorsunuz kırık dökük bi araba ve içinde burger yiyrn bi walter,ben çok gülmüştüm plan ne olursa olsun devam etmeli:=)